Yüce
dinimiz İslâmiyetin yapılmasını emrettiği her şeyde
bilebildiğimiz veya bilemediğimiz nice hikmetler,
nice yararlar vardır, haram kıldığı, yasakladığı
şeylerde de sayılamayacak kadar zararlar vardır.
Dinimiz insanlar için yararlı olan hiç bir şeyi
yasaklamamış, zararlı olan hiç bir şeyi de
emretmemiştir. Oruç tutmanın da insanlar için maddî,
manevî
Diyanet
Aylık Dergi ( Sayı : 119 )
Yüce dinimiz İslâmiyetin yapılmasını emrettiği her
şeyde bilebildiğimiz veya bilemediğimiz nice
hikmetler, nice yararlar vardır, haram kıldığı,
yasakladığı şeylerde de sayılamayacak kadar zararlar
vardır. Dinimiz insanlar için yararlı olan hiç bir
şeyi yasaklamamış, zararlı olan hiç bir şeyi de
emretmemiştir. Oruç tutmanın da insanlar için maddî,
manevî bir çok hikmet ve yararları olduğu için bütün
ilâhî dinlerde emredilmiştir. Biz bu yazımızda
orucun yarar ve hikmetlerinden bir kısmına temas
etmek istiyoruz.
Şehevî
Arzulara Gem Vurur
Oruç şehevî arzulara gem vurur, insanı kötülüklerden
uzaklaştırır, iffetini korur. Nitekim Ramazan
orucunun farz olduğunu belirten ayet-i kerimenin
sonunda bu husus açıkça belirtilir; "Ey iman
edenler! Oruç sizden öncekiler üzerine yazıldığı
gibi, sizin üzerinize de yazıldı/ farz kılındı.
Umulur ki oruç sayesinde kötülüklerden
korunursunuz."(1) Sahâbe-i kiramın en alimlerinden
biri olan Abdullah b. Mes'ud (r.a.)'dan şöyle
rivayet edilmiştir: Rasûlüllah (s.a.s.)'le
beraberdik, şöyle buyurdu: "Kimin evlenmeye gücü
yeterse evlensin. Çünkü evlenmek, gözü harama
bakmaktan daha fazla korur, iffeti de daha fazla
muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen kimse ise
oruç tutsun. Çünkü oruç insanın şehvetini kırar."
Dinimiz insan tabiat ve yaratılışına uygun ilâhî bir
dindir. İnsanın tabiî arzu ve isteklerinin normal ve
meşru yollarla giderilmesini emretmiştir.
Yaratılışları icabı erkekler kadınlara karşı,
kadınlar da erkeklere karşı ilgi ve arzu duyarlar.
Bu, gayet tabiî ve normaldir, hatta neslin devamı
için zaruridir. Dinimiz insanın yaratılışında mevcut
olan bu tabiî arzunun giderilmesi için evlenmeyi
meşru kılmış, imkanı olanların evlenmesini
emretmiştir. Bazen insan çeşitli sebeplerden dolayı
evlenme imkanı bulamayabilir, ya da uzun müddet
ailesinden uzak olabilir. Bu sebeple karşı cinse
rağbeti artabilir. İşte Peygamber Efendimiz bu
durumda insanın iffetini muhafaza etmesi için oruç
tutmasını tavsiye etmiştir. Çünkü oruç şehevî
arzuları kırar, gem vurur. Yukarıdaki hadis-i
şerifte bu husus açıkça ifade edilmektedir.
Oruç Nefsi
Terbiye Eder
Nefis, yaratılışı icabı kötülüğe meyyaldir, devamlı
kötülüğü ister, insanı şerden şerre koşturur. Kur'an-ı
Kerim'de Yusuf (a.s.)'ın şöyle dediği belirtilir:
"Ben nefsimi temize çıkarmak istemem. Çünkü nefis
olanca gücü ile kötülüğü emreder. Ancak Rabbimin
merhamet ettiği müstesnadır. Şüphesiz ki Rabbim
Gafurdur, Rahîmdir; çok affeden, çok merhamet
edendir." (2) Oysa Yusuf (a.s.), Züleyha'nın hile ve
tuzakları karşısında nefsine hakim olmuş, iffet
timsali bir peygamberdir. O, böyle derse her zaman
nefislerine mağlup olabilen diğer insanların
durumlarını siz düşünün.
İnsanı
Güçlüklere Katlanmaya Alıştırır
Oruç insanı
güçlüklere katlanmaya ve meşakkatlere karşı
tahammüle alıştırır. İnsanda sabır duygusunu
geliştirir, onu olgunlaştırır. Bu sebeple Peygamber
Efendimiz: "Oruç sabrın yarısıdır." (3) buyurmuştur.
Sabredenlere ise hesapsız mükafat verilecektir. Yüce
Rabbimiz Zümer Sûresi'nin onuncu ayetinde: "Şüphesiz
sabredenlere mükâfatları hesapsız olarak
ödenecektir." buyuruyor. İnsan devamlı rahat, konfor
ve bolluk içerisinde bulunamayabilir. Hayat aynı
şekilde devam etmeyebilir. Talih aynı şekilde
insanın yüzüne gülmeyebilir. Bu sebeple oruç, insana
ileride karşılaşabileceği güçlük ve meşakkatlere
karşı hazırlık eğitimi yaptırır. Ramazan ayının her
zaman aynı mevsime gelmeyip bütün mevsimleri
dolaşması, böylece senenin degişik ay ve
mevsimlerinde oruç tutulması, insanı her mevsim
şartlarında açlık ve susuzluğa alıştırır. Bu yönüyle
oruç, bir sabır eğitimidir. Hayatta sabretmesini
bilenler muratlarına ererler.
Nimetin
Kadrini Bildirir
Denizdeki balıklar suyun kendileri için ne kadar
önemli, hayatî bir nimet olduğunu suyun içerisinde
iken anlayamazlar. Ancak sudan mahrum olunca
anlarlar. Onun için şair: "Ol mahiler ki derya
içredir deryayı bilmezler." der. Bunun gibi,
insanlar da Allah'ın cömertçe vermiş olduğu sayısız
nimetlerden ve güzelliklerden faydalanırlar, yerler,
içerler. Fakat bunun yokluğunu ve sıkıntısını
çekmedikleri için kadrini hakkıyla bilemezler,
anlayamazlar. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: "Allah
istediğiniz her şeyden size verdi. Allah'ın
nimetlerini saymaya kalkarsanız bitiremezsiniz.
Şüphesiz ki insan, çok zalim ve çok nankördür."(4)
buyurulur. İşte bu sebeple Ramazan ayı boyunca aç ve
susuz kalan insan, Allah'ın vermiş olduğu sayısız
nimetlerin kadrini bilir, O'na şükreder.
İnsanı
Rûhen Yüceltir
Aslında
yüce Yaratıcının rızası için yapılan bütün ibadetler
insanı rûhen yüceltir. İnsan yüce Allah'a ihlasla
ibadet yapmaktan dolayı büyük zevk alır. Oruçlu
kimse belirli zaman içerisinde de olsa yemekten,
içmekten ve cinsî ilişkilerden uzak olduğu için
Allah Teâlâ'nın Samediyyet sıfatıyle sıfatlanmış ve
ilâhî ahlâkla ahlâklanmış olur. Böylece oruç insanı
rûhen yüceltir, melekleştirir. Oruç sayesinde
insandaki hayvanî duygular zayıflar, melekî duygular
gelişir. Onun için: "Nefis doyarsa uzuvlar acıkır,
nefis aç kalırsa uzuvlar tok bulunur." denilmiştir.
Fakirlere
Karşı Yardım Duygusunu Geliştirir
Tok acın halinden anlamaz. Acın halinden aç kalmış
kimse anlar. Senenin on bir ayında her türlü
nimetten yararlanabilen, istediklerini yeyip içen
zenginler, bir ay belirli vakitler içerisinde de
olsa aç kalmak suretiyle açlığın ne demek olduğunu
anlarlar ve bunu devamlı tadan fakirlere yardım
ellerini uzatırlar. Anlatıldığına göre Hz. Yusuf
kıtlık yıllarında doyasıya yemek yemezmiş,
kendisine: " Mısır'ın hazineleri senin elinde olduğu
halde niçin aç kalıyorsun?" denilince: "Doyarsam
açları unutmamdan korkuyorum" diye cevap
vermiştir.(5) Oruç sayesinde insanın merhamet
duyguları kabarır. Yoksullara acır, merhamet eder,
yardım eder. Hadis-i şeriflerde: "İnsanlara merhamet
etmeyene Allah merhamet etmez." (6) , "Sizler
yerdekilere merhamet ediniz ki göktekiler de size
merhamet etsin."(7) buyurulmuştur. İnsanda merhamet
hissi elemden doğar. Hastalanan kimse hastaların
halini anlar, aç acın halinden anlar. Bu yönüyle
oruç insanda acıma ve merhamet duygusunu geliştirir.
Müslümanı Müslümanların dertleriyle ilgilenmeye
sevkeder. Peygamber Efendimizin ifadesiyle:
"Müslümanların dertleriyle ilgilenmeyen onlardan
değildir."(8)
Oruç Sağlık
Yönünden de Faydalıdır
Ömür boyunca devamlı çalışan hazım organları oruç
sayesinde hiç değilse senede bir ay müddetle
dinlenme imkanı bulur. Ayrıca tıp yetkililerinin
ifade ettiğine göre belirli müddet içerisinde aç
kalan organlar vücut için çok yararlı salgı
salgılar. Zaten bir takım hastalıkların perhizle
tedavi edildiği bilinmektedir. Bu ilmî gerçeği
asırlar önce gören Yüce Peygamberimiz: "Oruç
tutunuz, sıhhat bulursunuz."(9) buyurmuştur. Bir
rivayette de: "Çok yemek her türlü hastalığın aslı,
perhiz ise devanın temelidir."(10) buyurulmuştur.
Ünlü divan şairi Nabi, bu gerçeği bir beytinde şöyle
ifade eder:
Bî maraz ta ola cisminde tüvan
Eyleme fevt-i siyam-ı Ramazan.
Anlamı: "Şayet güçlü, kuvvetli ve hastalıksız zinde
bir vücuda sahip olmak istersen, Ramazanda oruç
tutmayı ihmal etme."
Tefekkür Duygusunu Geliştirir
Oruç, insandaki tefekkür duygusunu geliştirir,
zekasını parlatır, basiretini keskinleştirir.
Resûlullah (s.a.s.): "Kimin midesi aç kalırsa fikri
yücelir, kalbi/aklı anlayışlı olur."(11)
buyurmuştur.
Lokman (a.s.) oğluna şöyle nasihat eder: "Evladım!
Mide dolunca düşünce ölür, hikmet dilsiz kalır,
uzuvlar ibadeti terkeder. Münacatın lezzeti ve
zikrin tesiri kendileriyle olan kalp safiyeti ve
gönül inceliği yok olur."(12)
Allah'ın
Rızasını Kazanmak
Orucun bütün bu hikmetlerini belirttikten sonra şu
hususun gözönünde bulundurulması gerekir. İbadetin
ruhu ihlastır. İhlas ise ibadeti, şu ve bu
faydalarından dolayı değil, yalnız Allah emrettiği
için yapmaktır. İbadetlerden asıl maksat Allah'ın
rızasını kazanmaktır. "Bana seni gerek seni" diyen
Yunus Emre her amelin sadece Allah'ın rızasını
kazanmak için yapılması gerektiğini belirtmiştir. Bu
sebeple Müslüman gerek orucunu ve gerekse diğer
ibadetlerini sadece Allah'ın rızasını kazanmak için
yapmalıdır. Allah'ın rızası her şeyin üzerindedir.
Konumuzu ünlü divan şairi Nabi'nin şu beytiyle
noktalayalım:
Kulun vazifesi teslimdir, itaattir,
Bana kulum dediği lütuftur, inayettir.
1- Bakara, 183.
2- Yusuf, 53.
3- İbn Mâce, Sıyam, 44.
4- İbrahim, 34.
5- M. Ali es-Sabuni, Tefsiru ayati'l-ahkam, 1, 218.
6- Tirmizi, Birr, 16.
7- Tirmizi, Birr, 16.
8- et-Terğîb, II, 539.
9- et-Terğîb, II, 83.
10- et-Terğîb, II, 108.
11- et-Terğîb, II, 108.
12- et-Terğîb, II, 108.
Kaynak : Diyanet İşleri Başkanlığı Resmi Web Site