Diyanet İşleri Başkanlığı

 Kuruluş ve Tarihi Gelişim

 Temel İlkeler ve Hedefler
  Prof.Dr.Mehmet GÖRMEZ
 Başkanlarımız
 İl Müftümüz
 Eski İl Müftülerimiz
 İlçe Müftümüz
 Eski İlçe Müftülerimiz
 Müftülüklerin Görevleri

 Mevzuat

 D.İ.B.Tüzükler
 D.İ.B.Yönetmelikler
 D.İ.B.Yönergeler
 Genelge 2007

 Diyanet İşleri Başkanlığı

 Türkiye Diyanet Vakfı

 D.İ.B Süreli Yayınlar
 Diyanet Aylık Dergisi
 Diyanet Çocuk Dergisi
 Diyanet Avrupa Dergisi
 Diyanet İlim Dergisi

 Giriş Sayfan Yap

 Sık Kullanılanlara Ekle

 

   

 

Yüce dinimiz İslâmiyetin yapılmasını emrettiği her şeyde bilebildiğimiz veya bilemediğimiz nice hikmetler, nice yararlar vardır, haram kıldığı, yasakladığı şeylerde de sayılamayacak kadar zararlar vardır. Dinimiz insanlar için yararlı olan hiç bir şeyi yasaklamamış, zararlı olan hiç bir şeyi de emretmemiştir. Oruç tutmanın da insanlar için maddî, manevî

Diyanet Aylık Dergi ( Sayı : 119 )

Yüce dinimiz İslâmiyetin yapılmasını emrettiği her şeyde bilebildiğimiz veya bilemediğimiz nice hikmetler, nice yararlar vardır, haram kıldığı, yasakladığı şeylerde de sayılamayacak kadar zararlar vardır. Dinimiz insanlar için yararlı olan hiç bir şeyi yasaklamamış, zararlı olan hiç bir şeyi de emretmemiştir. Oruç tutmanın da insanlar için maddî, manevî bir çok hikmet ve yararları olduğu için bütün ilâhî dinlerde emredilmiştir. Biz bu yazımızda orucun yarar ve hikmetlerinden bir kısmına temas etmek istiyoruz.


Şehevî Arzulara Gem Vurur
Oruç şehevî arzulara gem vurur, insanı kötülüklerden uzaklaştırır, iffetini korur. Nitekim Ramazan orucunun farz olduğunu belirten ayet-i kerimenin sonunda bu husus açıkça belirtilir; "Ey iman edenler! Oruç sizden öncekiler üzerine yazıldığı gibi, sizin üzerinize de yazıldı/ farz kılındı. Umulur ki oruç sayesinde kötülüklerden korunursunuz."(1) Sahâbe-i kiramın en alimlerinden biri olan Abdullah b. Mes'ud (r.a.)'dan şöyle rivayet edilmiştir: Rasûlüllah (s.a.s.)'le beraberdik, şöyle buyurdu: "Kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin. Çünkü evlenmek, gözü harama bakmaktan daha fazla korur, iffeti de daha fazla muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen kimse ise oruç tutsun. Çünkü oruç insanın şehvetini kırar."

Dinimiz insan tabiat ve yaratılışına uygun ilâhî bir dindir. İnsanın tabiî arzu ve isteklerinin normal ve meşru yollarla giderilmesini emretmiştir. Yaratılışları icabı erkekler kadınlara karşı, kadınlar da erkeklere karşı ilgi ve arzu duyarlar. Bu, gayet tabiî ve normaldir, hatta neslin devamı için zaruridir. Dinimiz insanın yaratılışında mevcut olan bu tabiî arzunun giderilmesi için evlenmeyi meşru kılmış, imkanı olanların evlenmesini emretmiştir. Bazen insan çeşitli sebeplerden dolayı evlenme imkanı bulamayabilir, ya da uzun müddet ailesinden uzak olabilir. Bu sebeple karşı cinse rağbeti artabilir. İşte Peygamber Efendimiz bu durumda insanın iffetini muhafaza etmesi için oruç tutmasını tavsiye etmiştir. Çünkü oruç şehevî arzuları kırar, gem vurur. Yukarıdaki hadis-i şerifte bu husus açıkça ifade edilmektedir.
 


Oruç Nefsi Terbiye Eder

Nefis, yaratılışı icabı kötülüğe meyyaldir, devamlı kötülüğü ister, insanı şerden şerre koşturur. Kur'an-ı Kerim'de Yusuf (a.s.)'ın şöyle dediği belirtilir: "Ben nefsimi temize çıkarmak istemem. Çünkü nefis olanca gücü ile kötülüğü emreder. Ancak Rabbimin merhamet ettiği müstesnadır. Şüphesiz ki Rabbim Gafurdur, Rahîmdir; çok affeden, çok merhamet edendir." (2) Oysa Yusuf (a.s.), Züleyha'nın hile ve tuzakları karşısında nefsine hakim olmuş, iffet timsali bir peygamberdir. O, böyle derse her zaman nefislerine mağlup olabilen diğer insanların durumlarını siz düşünün.



İnsanı Güçlüklere Katlanmaya Alıştırır

Oruç insanı güçlüklere katlanmaya ve meşakkatlere karşı tahammüle alıştırır. İnsanda sabır duygusunu geliştirir, onu olgunlaştırır. Bu sebeple Peygamber Efendimiz: "Oruç sabrın yarısıdır." (3) buyurmuştur. Sabredenlere ise hesapsız mükafat verilecektir. Yüce Rabbimiz Zümer Sûresi'nin onuncu ayetinde: "Şüphesiz sabredenlere mükâfatları hesapsız olarak ödenecektir." buyuruyor. İnsan devamlı rahat, konfor ve bolluk içerisinde bulunamayabilir. Hayat aynı şekilde devam etmeyebilir. Talih aynı şekilde insanın yüzüne gülmeyebilir. Bu sebeple oruç, insana ileride karşılaşabileceği güçlük ve meşakkatlere karşı hazırlık eğitimi yaptırır. Ramazan ayının her zaman aynı mevsime gelmeyip bütün mevsimleri dolaşması, böylece senenin degişik ay ve mevsimlerinde oruç tutulması, insanı her mevsim şartlarında açlık ve susuzluğa alıştırır. Bu yönüyle oruç, bir sabır eğitimidir. Hayatta sabretmesini bilenler muratlarına ererler.



Nimetin Kadrini Bildirir

Denizdeki balıklar suyun kendileri için ne kadar önemli, hayatî bir nimet olduğunu suyun içerisinde iken anlayamazlar. Ancak sudan mahrum olunca anlarlar. Onun için şair: "Ol mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler." der. Bunun gibi, insanlar da Allah'ın cömertçe vermiş olduğu sayısız nimetlerden ve güzelliklerden faydalanırlar, yerler, içerler. Fakat bunun yokluğunu ve sıkıntısını çekmedikleri için kadrini hakkıyla bilemezler, anlayamazlar. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: "Allah istediğiniz her şeyden size verdi. Allah'ın nimetlerini saymaya kalkarsanız bitiremezsiniz. Şüphesiz ki insan, çok zalim ve çok nankördür."(4) buyurulur. İşte bu sebeple Ramazan ayı boyunca aç ve susuz kalan insan, Allah'ın vermiş olduğu sayısız nimetlerin kadrini bilir, O'na şükreder.



İnsanı Rûhen Yüceltir

Aslında yüce Yaratıcının rızası için yapılan bütün ibadetler insanı rûhen yüceltir. İnsan yüce Allah'a ihlasla ibadet yapmaktan dolayı büyük zevk alır. Oruçlu kimse belirli zaman içerisinde de olsa yemekten, içmekten ve cinsî ilişkilerden uzak olduğu için Allah Teâlâ'nın Samediyyet sıfatıyle sıfatlanmış ve ilâhî ahlâkla ahlâklanmış olur. Böylece oruç insanı rûhen yüceltir, melekleştirir. Oruç sayesinde insandaki hayvanî duygular zayıflar, melekî duygular gelişir. Onun için: "Nefis doyarsa uzuvlar acıkır, nefis aç kalırsa uzuvlar tok bulunur." denilmiştir.



Fakirlere Karşı Yardım Duygusunu Geliştirir

Tok acın halinden anlamaz. Acın halinden aç kalmış kimse anlar. Senenin on bir ayında her türlü nimetten yararlanabilen, istediklerini yeyip içen zenginler, bir ay belirli vakitler içerisinde de olsa aç kalmak suretiyle açlığın ne demek olduğunu anlarlar ve bunu devamlı tadan fakirlere yardım ellerini uzatırlar. Anlatıldığına göre Hz. Yusuf kıtlık yıllarında doyasıya yemek yemezmiş, kendisine: " Mısır'ın hazineleri senin elinde olduğu halde niçin aç kalıyorsun?" denilince: "Doyarsam açları unutmamdan korkuyorum" diye cevap vermiştir.(5) Oruç sayesinde insanın merhamet duyguları kabarır. Yoksullara acır, merhamet eder, yardım eder. Hadis-i şeriflerde: "İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez." (6) , "Sizler yerdekilere merhamet ediniz ki göktekiler de size merhamet etsin."(7) buyurulmuştur. İnsanda merhamet hissi elemden doğar. Hastalanan kimse hastaların halini anlar, aç acın halinden anlar. Bu yönüyle oruç insanda acıma ve merhamet duygusunu geliştirir. Müslümanı Müslümanların dertleriyle ilgilenmeye sevkeder. Peygamber Efendimizin ifadesiyle: "Müslümanların dertleriyle ilgilenmeyen onlardan değildir."(8)



Oruç Sağlık Yönünden de Faydalıdır
Ömür boyunca devamlı çalışan hazım organları oruç sayesinde hiç değilse senede bir ay müddetle dinlenme imkanı bulur. Ayrıca tıp yetkililerinin ifade ettiğine göre belirli müddet içerisinde aç kalan organlar vücut için çok yararlı salgı salgılar. Zaten bir takım hastalıkların perhizle tedavi edildiği bilinmektedir. Bu ilmî gerçeği asırlar önce gören Yüce Peygamberimiz: "Oruç tutunuz, sıhhat bulursunuz."(9) buyurmuştur. Bir rivayette de: "Çok yemek her türlü hastalığın aslı, perhiz ise devanın temelidir."(10) buyurulmuştur. Ünlü divan şairi Nabi, bu gerçeği bir beytinde şöyle ifade eder:

Bî maraz ta ola cisminde tüvan
Eyleme fevt-i siyam-ı Ramazan.

Anlamı: "Şayet güçlü, kuvvetli ve hastalıksız zinde bir vücuda sahip olmak istersen, Ramazanda oruç tutmayı ihmal etme."


Tefekkür Duygusunu Geliştirir


Oruç, insandaki tefekkür duygusunu geliştirir, zekasını parlatır, basiretini keskinleştirir. Resûlullah (s.a.s.): "Kimin midesi aç kalırsa fikri yücelir, kalbi/aklı anlayışlı olur."(11) buyurmuştur.

Lokman (a.s.) oğluna şöyle nasihat eder: "Evladım! Mide dolunca düşünce ölür, hikmet dilsiz kalır, uzuvlar ibadeti terkeder. Münacatın lezzeti ve zikrin tesiri kendileriyle olan kalp safiyeti ve gönül inceliği yok olur."(12)

Allah'ın Rızasını Kazanmak

Orucun bütün bu hikmetlerini belirttikten sonra şu hususun gözönünde bulundurulması gerekir. İbadetin ruhu ihlastır. İhlas ise ibadeti, şu ve bu faydalarından dolayı değil, yalnız Allah emrettiği için yapmaktır. İbadetlerden asıl maksat Allah'ın rızasını kazanmaktır. "Bana seni gerek seni" diyen Yunus Emre her amelin sadece Allah'ın rızasını kazanmak için yapılması gerektiğini belirtmiştir. Bu sebeple Müslüman gerek orucunu ve gerekse diğer ibadetlerini sadece Allah'ın rızasını kazanmak için yapmalıdır. Allah'ın rızası her şeyin üzerindedir. Konumuzu ünlü divan şairi Nabi'nin şu beytiyle noktalayalım:

Kulun vazifesi teslimdir, itaattir,
Bana kulum dediği lütuftur, inayettir.

1- Bakara, 183.
2- Yusuf, 53.
3- İbn Mâce, Sıyam, 44.
4- İbrahim, 34.
5- M. Ali es-Sabuni, Tefsiru ayati'l-ahkam, 1, 218.
6- Tirmizi, Birr, 16.
7- Tirmizi, Birr, 16.
8- et-Terğîb, II, 539.
9- et-Terğîb, II, 83.
10- et-Terğîb, II, 108.
11- et-Terğîb, II, 108.
12- et-Terğîb, II, 108.

Kaynak : Diyanet İşleri Başkanlığı Resmi Web Site

 İlimiz Trabzon

 İlçemiz Çarşıbaşı

 Hutbeler

 Albümler

 E Kitap İndir

 Mp3 "Dua ve Sure" İndir

 Mübarek Gün ve Geceler

 Din Hizmetleri

 Atatürk ve Din

 Dini Sorular ve Cevapları

 Personel Bilgi Sorgulama

 Yayın Satış
 D.İ.B Web Kütüphanesi
 Camilerimiz

 Dinimizi Öğrenelim
 40 Hadis
 Kurul Kararları
 Kur'an Okumaya Giriş
 Siyer-i Nebi
 Resimlerle Namaz
 Resimlerle Abdest
 Dini Kavramlar
 Mutluluk Yolu İslam
 Namaz Sure ve Duaları
 Kurban Hakkında
 Hac ve Umre
 Bunları Biliyor musunuz?
 Kutsal Emanetler
 Orucun Hikmet ve Faydaları
 
 

                                                 çözünürlük 1024*768                  @2007 Çarşıbaşı Müftülüğü Tüm Hakları Saklıdır                @tasarim.com