|
Hac neyi anlatır?
Hacca yolculuk;
dünyadan çıkışı, kalbden
dünya sevgisini çıkarmayı,
İhram; kefene bürünmeyi,
Allah’ın dışındakilerden yüz
çevirmeyi, Vakfe; Arafat ve
Müzdelife’de kıyameti, haşir
ve neşir hallerini, Telbiye;
yeniden dirileceğimiz
kıyamet gününde Hakk’a
icabet etmeyi, Arafat’tan
Kâbe’ye yönelmek; dünyadan
kudsi aleme yönelmeyi,
Tavaf; Meleklerin Arş’ın
etrafında tavafını ve kalbin
Rububiyyet mertebesini
tavafını, Hacer-i İstilam
(O’na dokunup öpmek) Ruhun
ezelde verdiği söze
bağlılığını, Kâbe’nin
örtüsüne tutunup niyazda
bulunmak; Kendisine karşı
suç işlediği birisinin
kapısına sığınıp, kendisini
bağışlamasını ve hatasını
örtmesini umarak yalvarmayı,
Safa ve Merve; sevap ve
günahlarını; kalbin, nefs
ile ruh arasında gidip
gelmesini, Arafat’ta vakfe;
insanların kıyamette bir
araya gelmelerini, Hakk’a
yalvarışlarını, Kurban
kesmek; Kurbanın uzuvları
karşılığı nefsinin bütün
uzuvlarının cehennemden
kurtuluşunu, riyazat bıçağı
ile nefsin boğazlandığını
anlatır.
Hacca giderken dünya
hayatı son bulmuş ve kişi
doğrudan Cemalullah’ı seyre
gider gibi çıkmalı yola.
Kâbe, Peygamber ve velîlerin
ayaklarını bastığı, Mele-i
A’lâ’nın en üstünlerinin
indiği yerdir. Başka
yerlerde kalbi
titremeyenlerin orada
titremesinin sırrı budur.
Çünkü temiz ruhlarla beraber
olmanın, insan üzerinde
büyük tesiri vardır. Fil
ordusunun o mübarek beldede
yenilgiye uğraması, Hz.
İbrâhim’in Makâmı’nın orada
olması, girenlerin emniyet
bulması, bereketlerinden
olarak hastanın orada şifâ
bulması oranın zikredilir.
“Oraya girenin emniyette
olması” kişinin kendisine
yapılacak saldırılardan
kurtulması manasına gelir.
Allah’a yaklaşmak ve ibadet
amacıyla Harem’e girenin
cehennemden emîn olması, hac
yapanın, daha önceki
işlediği günahlardan emîn
olması da anlaşılır. Hac
ibadeti neleri hatırlatır?
Hacıların hacca ait yaptığı
ameller, ibadetler ve
ziyaretlerin hepsi ahiret
ile ilgili bir durum ve
ilahi hikmetlerden bir
hikmettir.
HAC İBADETİNİN ÖNEMİ
Yüce Dinimizin
koyduğu bütün prensiplerin
özünde, tüm emir ve
yasakların ruhunda tevhid
esasını şeklen ve fiilen
görmekteyiz. Cemaatle eda
edilen beş vakit namaz; bir
bölgede yaşayan, sosyal ve
maddî durumları farklı, ama
inanç ve idealleri aynı olan
Mü'minleri kısmen bir araya
getirirken, haftada bir defa
kılınan Cuma namazları ile
yılda iki defa ifa edilen
Bayram namazları da,
Müslümanları daha geniş bir
şekilde aynı ibadette, aynı
safta bir araya getirmekte
ve onları tevhid ruhunda
birleştirip
kaynaştırmaktadır. İslâm'ın
beş temel esasından biri
olan Hac ibadeti ise,
tevhidin tüm İslâm âleminde
en kapsamlı ve anlamlı bir
şekilde uygulanışıdır.
Hac; "yüce bir
gayeye niyet ve kastetmek"
demektir. İslâmi bir terim
ve ıstılah olarak "hac"
kelimesi; belirli şart ve
nitelikleri taşıyan
Müslümanların, belirli
zamanlarda Kabe-i
Muazzama'yı ve çevresindeki
yerleri, usûlüne uygun
şekilde ziyaret etmeleri ve
gerekli menasiki eda
etmeleridir. İslâm'ın beş
temel esasından biri olan
Hac, gerekli şart ve
nitelikleri haiz olan
Müslümanlara, ömründe bir
defa olmak üzere farzdır.
Haccın farziyeti Kur'an,
Sünnet ve İcma ile sabittir.
Mukaddes mekanlarda
hep birlikte eda edilen bu
kutsal ibadetin, ferdî ve
ictimaî hayatımızdaki olumlu
etkileri, önemi ve
yararları, kelimelerle ifade
edilemeyecek derecede
büyüktür. Mü'min; daha bu
ibadeti yerine getirmeye
niyetlendiği zaman, onun
hayatındaki farklılaşma ve
değişmeyi müşahede etmek
mümkündür.
Hacı adayı; önce
ruhen ve manen kendisini bu
ibadete hazırlamaya
çalışmakta, daha önce
yaptığı kötü alışkanlıkları,
ahlâk dışı hareketleri ve
günahları terketmeye
başlamaktadır. Varsa
borçlarını ödemekte, dargın
olduğu ve gönlünü kırdığı
insanlarla barışıp
helalleşmekte, zaruret
içinde kıvranan insanlara
imkânları nisbetinde yardım
elini uzatmakta, akraba,
eş-dost ve tanıdıklarını
ziyaret etmektedir. Hac
yolunda ve bu ibadetin ifası
esnasında da günah
işlememek, gönül kırmamak ve
can yakmamak için azami
titizliği göstermektedir.
Hacıya ihramlı iken konulan
yasaklar; hiç kimseye, hatta
haşerelere bile zarar
vermeme, yaratıklara şefkat
ve merhametle muamele etme
melekesini kazandırmaktadır.
Hac ibadeti
vesilesiyle; ilâhi vahyin
tebliğ edildiği,
Resûlüllah'ın ve mümtaz
ashabının yaşadıkları, Allah
yolunda mücadelelerle dolu
hayatlarını geçirdikleri,
dinî ve tarihî hatıralarla
dolu mukaddes yerler ziyaret
edilmektedir. Bu da;
Resûlüllah muhabbetini ve
ona layık ümmet olabilme
şuurunu geliştirmektedir.
Mukaddes beldelerde
adeta kefeni andıran
ihramlar giyilmek suretiyle
sanki dünyada iken mahşerin
provası yapılmakta, böylece
dünya ve ahiret hayatının
birlikte mütalaa edilmesi
kanaati ruhlara
nakşedilmektedir. İhrama
giren Müslümanlar; mal mülk,
ziynet ve servetle
böbürlenme, makam ve mevkiye
aldanma, şan ve şöhrete
güvenme... gibi olumsuz
davranışları terketmekte,
gurur ve kibirden
uzaklaşarak mütevazi bir
hayat yaşamaya
başlamaktadırlar.
Mina'da sembolik
olarak Şeytan taşlanmak
suretiyle insanı olumsuz
davranışlara sevkeden
nedenler ihtar edilmektedir.
Aynı zamanda bu beldede
biricik oğlu İsmail'i Hak
yolunda kurban etme azmini
sergileyen Hz. İbrahim'in
Allah'a itaati, kurban olmak
için boynunu seve seve
uzatan Hz. İsmail'in ilâhî
fermana teslimiyeti,
evladını boğazlanmaya
hazırlayan Hz. Hacer'in
Allah'a tevekkülü
hatırlanmakta, böylece
gerektiğinde Mü'minin Allah
yolunda malını ve canını
feda etmesi gerektiği
düşüncesi zihinlerde
yerleşmektedir.
Hac farizası ile
dünya Müslümanları arasında
insanlık aleminin, eşini
emsalini göremediği
nitelikte birlik,
beraberlik, yardımlaşma ve
hoşgörü ortamı meydana
getirilmektedir. Hac
ibadeti; Yüce Dinimizin
üzerine bina edildiği
tevhidin tüm İslâm âlemi
çapında en kapsamlı ve en
anlamlı bir şekilde
uygulanışıdır. Ferdî şuur,
kollekif şuura dönüşmekte,
fert cemiyet içinde yok
olmaktadır. Mü'minlerin
gönlü tevhid için, rıza-ı
ilahiyeye ermek için
çarpmaktadır. Bu kelimelerle
ifade edilemeyecek derecede
muazzam bir durumdur.
Türk, Arap-Acem,
Zenci, Çinli, Hintli,
Endonezyalı, Afrikalı ve
sair kavimlerin yanısıra;
dünyanın çeşitli
bölgelerinde azınlık olarak
yaşayan Müslüman
topluluklardan gelen hacı
adayları, mukaddes
mekanlarda birlikte olmanın
verdiği ruh diriliği ve
güven sayesinde, aynı dinin
mensubu olmanın onurlu
mutluluğunu yaşamaktadırlar.
Milyonlarca insanı; hiç bir
maddî menfaat veya kanunî
zorunluluk değil; İslâm'ın
kalplere ve zihinlere
nakşettiği iman ve kulluk
şuuru taşımaktadırlar.
Hac; harp kanununa
değil barış kanununa,
ayrılığa değil anlaşmaya,
güçlükler çıkarmaya değil
bunları gidermeye, dünya
meselelerini kördüğüm etmeye
değil bunları çözmeye
dayanan hakiki Milletler
Birliği Cemiyetidir. Hac
günleri insanlar bir araya
gelmek suretiyle, birbirine
ısınır, büyüklerle küçükler
beraber yaşar ve bu dünyanın
kavgaları, gürültüleri,
ayrılıkları, sosyal, siyasî
millî farklılıkları hep kapı
dışında bırakılır.
İnsanların insanlığı ön
plana çıkarılır.
Hülasa; bütün bu
ulvî manzaralar, erkânına
riayet edilerek ifa edilen
hac ibadetinden alınan maddî
ve manevî haz, kulluk
dersleri; ham gönülleri
olgunlaştırmakta, katılaşan
kalpleri yumuşatmakta ve
kararmış yürekleri
aydınlatmakta, birlik,
beraberlik ve din kardeşliği
şuur ve fikrini
kuvvetlendirmekte, Mü'mini
kulluğun manevî zevkine
erdirmektedir.
Geçen
yıllarda olduğu gibi bu sene
de hacılarımızın kutsal Hac
ibadetlerini en iyi şekilde
edâ edebilmeleri için
Diyanet İşleri Başkanlığı
olarak her türlü tedbir
alınmış bulunmaktadır.
Kaynak
:
Diyanet Aylık Dergisi -
Başyazı - Sayı : 122
|